Hazırlayan: Dyt. Nurten Budak
Anne Sütü ile Beslenme Tekniği
Bebeğe doğar doğmaz verilecek ilk gıda anne sütü olmalıdır. Bebek bu şekilde ilk aşısını almış olur. Çünkü anne sütü içinde mikroplara karşı koruyucu maddeler vardır ve bebeğin tüm bağırsaklarını kaplayarak bazı hastalıklara karşı korunmasını sağlar.
Bebek doğumdan sonra ağladıkça emzirilmelidir. Emzirme aralarının üç saati geçmemesine dikkat edilmelidir.
Emzirmeden önce annenin göğüslerini temizlemesine gerek yoktur. Önemli olan annenin emzirmeden önce el temizliğine dikkat etmesidir. Emzirirken bebeğin ağzını kocaman açarak bir ağız dolusu memeyi kavraması meme başı çatlaklarının gelişmemesi için önemlidir. Her emzirmede ilk verilen göğüs iyice boşaltıldıktan sonra diğerine geçilmesine dikkat edilmelidir. Her emzirmeye bir önceki emzirmede en son verilen meme ile başlanmalıdır.
Emzirmeden sonra annenin bir miktar sütünü sıkıp göğüs uçlarına sürmesi temizlik için yeterlidir. Emziren kadınların bolca bir sütyen kullanması ya da göğüslerinin aşağıya sarkmasını önleyecek şekilde eşarpla sıkmadan kaldırması uygun olur.
Bebeğini geçici olarak emziremeyen kadınların göğüslerini üç saatte bir elle ya da pompa (süt çeker) ile sağmaları gerekir. Sağılan sütler oda ısısında 6 saat, buzdolabında (0-4 derecede) 24 saat bozulmadan saklanabilir.
Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği
Bebek yarı oturur duruma getirilir.
Fincan bebeğin dudaklarına yaklaştırılır.
Fincan bebeğin dudaklarına değecek şekilde hafif eğilir, bebeğin alt dudağına dayanır ve fincanın kenarları üst dudağın dış yan kısımlarına değer.
Bebek uyanık duruma gelir gözlerini ve dudaklarını açar. Çok küçük bebekler dilleri ile sütü alırlar. Daha büyük bebekler sütü emer gibi çeker ve bir miktarını da dökerler.
Hiçbir zaman süt bebeğin ağzına dökülmemelidir. Fincan tutularak bebeğin kendisinin alması sağlanmalıdır.
Bebek yeterince alınca ağzını kapatır. Bu durumda ne kadar aldığı kayıt edilmelidir. Hesaplanan miktarı almamış ise bir sonraki öğünde daha fazla alabilir ya da daha sık beslenmesi gerekebilir.
Bebeğin aldığı miktar günlük olarak ölçülmelidir.
Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği
Biberonla besleme, bebeğin anne memesini almamasına ve bazı hastalıklara neden olabileceği için önerilmemektedir. Zorunlu kalındığı durumlarda ise aşağıdaki önerilere uyulmalıdır;
Biberonun deliğinin genişliği kontrol edilmelidir. Bunun için mama konulduktan sonra biberon ters çevrilir. Mama biberondan önce ip gibi sonra damla damla akmalıdır. Sürekli olarak ip gibi akan ya da sürekli olarak damlayan deliği olan biberonlar uygun değildir.
Bebek yarı oturur durumda iken biberon verilmelidir.
Bebeğin her öğünde aldığı miktar yazılarak günlük miktar ölçülmelidir.
Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri Kliniği
Kişinin yaşı göz önünde bulundurulduğunda odağı, yoğunluğu ve süresi yeterli olarak değerlendirilen, olağan bir cinsel etkinliğin uyarılma evresinde, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması olarak tanımlanmaktadır. Bozukluğun yaşam boyu olması tartışmalı olmakla birlikte “vagina içine boşalmanın hiç olmaması” olarak da tanımlanır. Eğer bir erkek masturbasyon sırasında boşalır ancak vaginaya odaklandığında boşalamazsa bu durum durumsal yaşam boyu tip olarak ele alınmalıdır. Bu bozukluğun yaşam boyu olması oldukça nadirdir. Ancak kazanılmış tip oldukça yaygındır. Bunun bir nedeni erkeklerin “bütün gece sürdürme” mitiyle tüm kadınlara yetebilecekleri düşüncesidir.
Yine “iki tarafın birlikte orgazm olması gerektiği ” yanlış inancı da kişilerin bir orgazm sorunu yaşadıklarını düşünmelerine yol açmaktadır. Bu bozukluğun nedeni nadiren fizikseldir. Bazen retrograd ejakulasyon (geriye boşalma) ile karıştırılabilir. Geriye boşalma erkeğin üretradan dışarı boşalmak yerine mesanesine boşalmasıdır. Bu durumda genellikle hemen her zaman organik bir neden vardır. Orgazm bozukluğunda ise daha çok travmatik cinsel yaşantılar, katı dinsel inançlar, düşmanlık duyguları, aşırı kontrol ve güven eksikliğidir.
Prostata yönelik ameliyatlar, Parkinson hastalığı ve bazı ilaçlar (antihipertansifler, antidepresanlar, fenotiyazinler gibi) bu soruna yol açabilir. Aşırı alkol alımı ya da kan şekerinin yüksekliği (hiperglisemi) geçici olarak geç boşalmaya yol açabilir. Süre giden bir ilişkide daha önceden olmadığı halde boşalmanın olmaması kişiler arası sorunlara işaret edebilir. Erkeğin planlanan bir gebelik konusunda tereddütlü olduğu durumlarda, cinsel eşine duyduğu çekimi yitirdiğinde ortaya çıkabilir. Bazı yanlış inançlar da (erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır ya da başka şeylerde olduğu gibi, cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir gibi) etkili olabilmektedir.
Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu
Testislerin ve skrotumun karnın dışında yer alması onların örselenme riskini artırır. Ancak tıbbi sorunlar açısından kolay muayene olanağı sağlar. Diğer bütün yakınmalarda oluğu gibi üreme sistemine ilişkin sorunlarda da erken tanı konulması ve uygun yaklaşımlarla kalıcı olumsuz etkiler görülmeden çözümler getirilebilmektedir. Utanma, korku ya da diğer gerekçelerle çözüm arayışlarındaki gecikmeler onarılması olanaksız durumlar yaratabilmektedir. Bu nedenle aşağıdaki yakınmalar söz konusu olduğunda bir uzman hekime başvuruda gecikilmemesi gerekmektedir:
- Tek ya da her iki testiste ani ya da giderek artan sancı, ağrı.
- Skrotum içinde testislerin birinin yukarı çıkması
- Skrotumda şişlik ya da şişkinlikler
- Skrotum içinde iki yerine tek testis bulunması.
- Sünnetsiz penis ucunda ağrılı şişme
- İdrar yaparken ağrı, zorluk, yanma duygusu ve ateş.
- Erkek çocukların 2 yaşından önce testisleri skrotuma inmiş olmalıdır.
Bu ve benzeri soru ve sorunlar konusunda uzman hekime danışmak duygusal rahatlama sağlayacak, sorunun bir an önce çözümüne yardımcı olacak ve kalıcı olumsuz etkilerin oluşmasını önleyecektir.
Hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve her hamilelikte annenin bir dişini kaybedeceği yanlış bir inanıştır. Fakat hamilelik sırasında ağız sağlığında bazı değişikliklerin olacağı da bir gerçektir. En önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki artış olup, bu durum da dişler üzerindeki plak birikiminin artması ile bağlantılıdır.
Eğer plak uzaklaştırılmazsa dişeti iltihabına (gingivitis) neden olur. Bu durum “hamilelik gingivitisi” adını alır. Dişeti kırmızı, hacim olarak artmış, hassas ve kanamalıdır. Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde hamile kadınların çoğunluğunu farklı şiddette etkiler. Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve tedavi edilmezse periodontitise ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda “hamilelik tümörü” geliştirme riski de vardır. Bunlar dişeti büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla beraber, hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme, fırçalama ve diğer ağız bakımı işlemlerini engelliyorsa dişhekimi tarafından alınmalıdır.
Bu problemler nasıl önlenebilir?
Dişeti iltihabı dişlerin etkin olarak bakımı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az iki kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fıçalanmalıdır. Her gün tüm dişlerde diş ipliği ile temizlik işlemi de yapılmalıdır. Sabah diş fırçalamak rahatsızlık veriyorsa ağız su veya anti-plaque ve floridli gargaralarla çalkalanmalıdır. Dengeli beslenme ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri de ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Dişhekimine daha sıklıkla gidilmesi de etkin plak kontrolünü sağlayarak gingivtis gelişimini önler. Plak kontrolünün sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu ve hamilelik tümörlerinin oluşma riskini de azaltır.
Dişhekimine ne zaman gitmelidir?
Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir. Ilk 3 aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Dişhekimi hamileliğin kalan dönemi için bir tedavi takvimi hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında meydana gelen değişikliklerin ve ağız bakımının etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar temizlik önerilebilir. Duruma göre üçüncü 3 aylık dönemde de tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır.
Hamilelik sırasında yapılmaması gereken işlemler var mıdır?
Genellikle acil olmayan işlemler de hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman 4. Ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının eşlik ettiği acil durumlarda tedavi hamileliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır.
Hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır?
Bu dönemde tedavi için çok gerekli ise ağız içinden 1-2 film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük kullanılması gerekir.Yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekir.
Dişler hamilelik sırasında daha çabuk mu çürür?
Daha öncede de belirtildiği gibi “hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği” inancı kesinlikle doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır;
Bebek beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir.
İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına yeterince özen göstermeyebilir.
Gebelik hormonlarının (östojen, progertron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir.
Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemler var mıdır?
Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein,Avitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanısıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanısıra genel vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili olmak,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Bebeğin diş bakımı ve beslenmesi ile ilgili bilgi edininiz.
“Hamileyken antibiyotik kullandım” bebeğimin dişleri etkilenir mi?
Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu “tetrasiklinler”dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır.
Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir.
Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.